Kıvanç TatlıtuÄŸ ‘En Büyük Enerji Kaynağım Kız Arkadaşım Azra’ Dedi.
TELEVİZYON: Görsel bir kutu. Ekran önünde bir iÅŸ yapıyorsanız ister istemez insanların evine giriyorsunuz. Seyredip seyretmemek onların kararı ama siz oradasınız. İnsanlar sizi benimsiyor, seviyor ya da belki nefret ediyor, eleÅŸtiriyor… Mutlaka bir tepki gösteriyorlar. Yalnız bir birey olmaktan çıkıp toplumun bir parçası oluyorsunuz.
Al Pacino: Kim o ÅŸahane rolleri canlandırmak istemez ki! Karakterler senaryo üzerinde cansızlar, oyuncunun yorumuyla hayat buluyorlar. Scarface’deki Montana mesela… Al Pacino’nun neler yaptığını hepimiz gördük.
TANINMAK: Güzel bir ÅŸey bence tanınmak. Zaman zaman sıkıntılarını yaÅŸayabiliyorsun, bu da kaçınılmaz bir ÅŸey zaten. O ortak paylaşım içine girince hayat deÄŸiÅŸiyor elbette. İlgi alaka çok fazla oluyor. Bir dönem ayak uydurmakta zorlanıyorsun. Daha sonra eksilerini artılarını tartıp ne tarafta olmak istediÄŸine karar veriyorsun ve ona göre yaÅŸamaya baÅŸlıyorsun. Bence güzel, keyifli…
MODELLİK: ModelliÄŸi bir meslek olarak algılıyorsanız, herhangi bir serbest meslekteki insan da oyunculuk yapmaya karar verebilir. Bir modele kimse sormuyor ‘neden modelliÄŸe geçtin’, ‘daha önce yaptığın meslekte neden kalmadın’ diye. Hayatımıza modellikle baÅŸlamıyoruz ki, onun da bir öncesi var. İnsanların yeteneÄŸi varsa, bunun üzerine çalışıyorlarsa, öğrenmek istiyorlarsa, saygı duyuyorlarsa yaptıkları iÅŸe, neden olmasın? Neden oyunculuk yapamasınlar? Dünyada modellikten oyunculuÄŸa geçip, Oscar almış bir sürü oyuncu var.
MÜKEMMELİYETÇİ BİR YANIM VAR
TATMİN: Mükemmeliyetçi bir yanım var; yaptığım işlerde tatmin olmam kolay kolay. İnsanların beğendiği, herkesin sırtımı sıvazladığı bir durumda bile acaba daha iyisini nasıl yapabilirdim diye düşünürüm. Bence doğruları yanlış yaparak buluruz. Ben de bilgiye, öğrenmeye çok aç bir insanım. Oyunculuğu hiç bitmeyecek bir macera gibi görüyorum; kendimi her gün biraz daha geliştirmeye çalışıyorum.
BASKETBOL: Benim geçmiÅŸimde basketbol vardı. Ne yalan söyleyeyim, o zaman bana bir gün bu konumda olacağımı söyleseler, kesinlikle inanmazdım. Kendim de inkar edemeyeceÄŸim bunu. Çok uzun seneler profesyonel basketbol oynadım. Basketboldan aldığım hazzı baÅŸka hiçbir yerden almadım diyebilirim. Küçük yaÅŸlarda baÅŸlayan bir tutku, profesyonel olabilmek için verilen emek, sekiz senelik bir kariyer ve birden bir sakatlık sonucu vazgeçmek zorunda kalmak… Hayat ilginç bir ÅŸey, ısrarla açmaya çalıştığın bir kapıyı kapatıyor ve sana hiç beklemediÄŸin yeni bir taneyi açıyor.
ARZU: Şu an arzuladığım şeylerin hepsi kariyerimle ilgili. Bende kalsın, büyüsü kaçmasın.
HOBİ: Kitap ve senaryo okumaktan hoÅŸlanıyorum. Mızıka çalıyorum. Bu son projemde mızıka çalan BoÅŸnak bir çocuÄŸu oynuyorum; müzisyen bir arkadaşımdan ders aldım. Çok amatörce ve çok kısa bir müzik geçmiÅŸim var. Müzik sabah baÅŸlar, gece uyuyana kadar benimledir. iPod’umu yanımdan hiç ayırmam; DVD arÅŸivine rakip çıkabilecek bir müzik arÅŸivim var.
KEYİFÇİ BİR ADAMIM
KISKANÇLIK: Akrep burcuyum.
ÅžEFKAT: Sevgi, ÅŸefkat, sadakat… Bunların hepsine bir bütün olarak bakarım. SevdiÄŸim insanlara, diÄŸer ikisini de duyarım tabii ki. Ancak hislerimi kelimelerle dışa vurmam, onların çok da önemli olmadığını düşünüyorum. İçimde hissettiÄŸim ÅŸeyin dışarı çıkmasına izin veririm; hissettiÄŸimde gösteririm ama hissetmiyorsam da olmayan bir ÅŸeyi kelimelerle süslemem.
ENERJİ: Kız arkadaşım Azra… En büyük enerji kaynağım o. Sonrasında ise hayatımı paylaÅŸtığım diÄŸer yakınlarım geliyor.
ROMANTİZM: Romantik miyim?.. Onu ben nasıl söylerim? Akrep diyeceğim yine. (Tebessüm)
KEYİF: Keyifçiyimdir. Kendi kendimi ödüllendirmeyi severim. Garantici bir yanım olmasına rağmen spontane şeylerden de çok keyif alıyorum, zaten bugüne kadar yaşadığım en büyük keyif de tatile gittiğimde cep telefonumu hasbel kader evde bırakmak oldu. Bu alet yokken ne yapıyormuşuz biz, nasıl yaşıyor muşuz acaba?
OYUN: Tutucu bir hayat yaşamaktan yana değilim. Saati ve günü belli olmadan çalışıyoruz; biz oyunlarla renklendirmezsek dümdüz bir yaşamımız olur. Sürekli boş zaman geçiren birisinin saçma bulabileceği şeyleri kendi kısacık zamanıma sığdırmak o kadar eğlenceli oluyor ki! Bunu da ben bir nevi oyun olarak görüyorum.
SEKS: O ne demek? (Kahkaha) Bu konular beni biraz tutuyor. Ben de onları kendimde tutmak istiyorum galiba.
AŞK: Aşkı bir insandan başka şeylere de duyabilirsiniz. Neye duyarsanız duyun, çok güzel bir duygu. Değdiği her şeyi ve herkesi daha da güzel yapan bir duygu.
İLK AŞK: 11 yaşındasın. Basketbol oynuyorsun. Basket oynadığın yerde beğendiğin biri var. Sürekli onu görmek istiyorsun. Acaba orada mıdır? Bunun kadar saf, bunun kadar tatlı bir duygu olamaz.
BİTEN AŞK: Bitmiştir.
Tek bir dostum var
DOSTLUK: Çok önemli benim için. Çok arkadaşım var ama dostum bir tane var.
İNANÇ: Bir şeye inanmak lazım. Su nereye akarsa oraya giderim diyen insanlara saygı duyuyorum ama o suyun bile inandığın bir yerlere doğru akması gerek bence. Yoksa bomboş hisseder insan. Yaptığım işe inanıyorum, bana ait özel inançlarım var, insanlarla paylaştığım inançlarım var. İnanmayı seviyorum, beni güçlendiriyor.
Yeni bir filme hazırlanıyorum
YENİ PROJELER: Bu sene çok heyecanlıyım. 2008-2009 sezonunda güzel bir sinema filmiyle izleyicilerin karşısına çıkmak istiyorum. Çok şanslıyım ki tam yapmak isteyeceğim tarzda birkaç farklı proje var önümde; şu an ekibimle birlikte üzerlerinde çalışıyoruz, bir karara doğru gidiyoruz. Özellikle bir karakter var ki, eğer onu hayata geçirebilirsem çok ama çok mutlu olacağım. Şu an bahsederken bile heyecanlanıyorum! Kendimi sinema adına yapmak istediğim şeylere biraz daha yakın hissediyorum. Bir de kesinleşmiş bir dizi projem var ancak onunla ilgili detay veremiyorum.
SİNEMA: Televizyonda yaptığımız her ÅŸey tüketime dayalı. İlk yaptığım dizi ‘Gümüş’tü. 100 bölüm çektik. İnanılmaz bir emek, ciddi bir zaman ayırdık hepimiz. Koskoca üç sezon! Ama geriye dönüp baktığımda insanlar, en son yapmış olduÄŸum iÅŸi hatırlıyor. Neden? O popüler. Televizyonda, insanlar sizi bununla adlandırırlar. Oysa sinemada her ne iÅŸ yaparsanız yapın, yaşınız kaç olursa olsun, ölümsüz bir ÅŸey yaratıyorsunuz. Dizilerde kazandığım tecrübeyi, senaryo yazarlarının, set ortamının bana öğrettiÄŸi ÅŸeyleri, sinemada deÄŸerlendirmeyi umuyorum.


